ERGENLERLE DOĞRU İLETİŞİM

Ergenlikte bireyler kendi iç dünyalarına yönelerek “Bu dünyada benim yerim ne?” , “Neden buradayım?”, “Yaşamın anlamı ne?“ gibi varoluşsal bazı konularla yoğun bir şekilde ilgilenmeye başlarlar. Bir yandan da aile ve sosyal çevrelerinde kendilerine biçilmiş olan rolleri sorgulayıp “İlerde ne olacağım?”, “Annemle babamın benim için kurdukları hayaller benim isteklerime uyuyor mu?” gibi sorularla boğuşmaya ve kendilerince çözümler üretmeye çalışırlar. Dış dünyadan çok kendi düşüncelerine ve duygularına odaklanırlar. Ergenlik dönemi tam anlamıyla bir kimlik arayışı dönemidir. Kişinin ilerde nasıl bir yetişkin olacağı, hayatına nasıl yöne vereceği, ergenlik döneminde yavaş yavaş şekillenmeye başlar.

Ergenler, çocukluk dönemini tamamen geride bırakıp yetişkin bir insan olma çabası içine girerler. Büyük çoğunluğu aileleriyle severek yaptıkları aktivitelere katılmayı bırakır ve zamanlarının büyük bölümünü kendi yaş grubuyla geçirmeyi tercih ederler. Kendi kurallarını koymak, kendi düzenlerini yaşamak isterler. Bu da aileleriyle çatışmalarına neden olur.

Ergenlik dönemine giren çocuğu olan anne babalar, onlarla nasıl iletişim kuracaklarıyla ilgili oldukça sıkıntı yaşamaktadırlar. Anne baba yavaş yavaş otoritesini kaybetmekte, çocuğuna artık söz geçirememekte ve onun hayatında neler olup bittiğinden haberdar olamamaktadır. Bunların ötesinde, ebeveynleri en çok düşündüren şey, çocuklarıyla aralarındaki duygusal iletişimdeki kopukluktur. Bu, anne babalar açısından zorlu bir süreçtir. Çocuklarının onlardan giderek uzaklaştığını düşünerek üzülmekte, kaygı duymakta ve onlarla iletişim kurabilmek için türlü yollar denemektedirler.

İletişim kurarken, ergenin oldukça karmaşık bir süreçten geçtiği asla akıldan çıkarılmamalıdır. Bir yandan hormonlarının etkisiyle vücudunda hızlı değişiklikler olurken bir yandan da kendini dünyada bir yere konumlandırmaya çalışmaktadır. Niyetiniz ona zarar vermek olmasa da bazen ağzınızdan çıkan cümleler, çocuğunuzun size ve kendisine karşı bazı olumsuz duygular yaşamasına neden olabilir. Bunlardan biri, özgüven eksikliğidir. Ergenlik dönemi deneme yanılma dönemidir. Ergen kendini, sınırlarını, becerilerini sürekli test eder. Doğal olarak, denediği her şeyde başarılı olması mümkün değildir. Onun başarısızlıklarını şaka yollu da olsa yüzüne vurmanız ya da motivasyon sağlama amacıyla söylediğiniz kimi cümleler, amacını aşarak onun kendisini yetersiz ve güvensiz hissetmesine yol açabilir.

Ergenlik döneminde sık rastlanan bir diğer olumsuz duygu ise öfkedir. Ergen, anne babası tarafından kısıtlandığını, anlaşılmadığını, sözünün dinlenmediğini düşündüğü durumlarda onlara karşı öfkeye kapılabilir. Ayrıca, anne-babasının onu başka ailelerin çocuklarıyla kıyaslayıp kendisinin eksik yanlarını yüzüne vurması da ergenin hem onu kıyaslayan anne-babasına hem de kıyaslandığı diğer çocuğa karşı öfke duymasına yol açabilir. Yetişkinlerde de zaman zaman görülen bu öfke durumu, ergenlikte çok daha şiddetli gösterir kendini.

İletişim kurarken, tek başına cümleler çok etki yapmaz. Ses tonu, jest ve mimikler, iletişim için seçilen mekan, bunların hepsi karşı tarafa verilen mesajda büyük pay sahibidir. Dolayısıyla ne söylediğiniz kadar onu nasıl söylediğiniz de önem taşır. Özellikle ergenler bu konuda büyük hassasiyet gösterirler. Ses tonunuzdaki en ufak değişikliği, en ufak jest ve mimiklerinizi anında ayırt eder ve bunlara duygusal anlamlar yükleyerek tepki verirler.

Anne babaların bu dönemde çocuklarıyla kuracakları ilişkilerde şu noktalara dikkat etmeleri iletişimlerinin mümkün olduğunca sağlıklı kalmasında faydası olacaktır:

İyi bir dinleyici olun. Hemen tavsiyede bulunmayın.

Çocuğunuz kendisi ve dünyayla ilgili yeni keşiflerde bulunduğu bu dönemde, farkına vardığı bazı duygu ve düşüncelerini sizinle paylaşmak isteyebilir. Düşünceleri sizinkilere uymasa bile hemen tepki gösterip kendi fikrinizi savunmaya kalkışmak iletişim açısından olumsuz bir tavırdır. Bu, hem size kırılmasına neden olur hem de bir dahaki sefere sizinle paylaşmamayı tercih etmesine neden olabilir. Ona doğruları göstermek isterken iletişiminize zarar veriyor olabilirsiniz. Onun bakış açısını, değişen zevklerini, yeni fikirlerini, duygularını, hayata hangi pencereden baktığını öğrenmenin en kolay yolu, çocuğunuzu dinlemektir.

Empati yapın

Çocuğunuzun içinde bulunduğu hali anlamaya çalışın. Bunun en kolay yolu, bir zamanlar sizin de ergen olduğunuzu, kimsenin sizi anlamadığını düşündüğünüz zamanları hatırlamanızdır. Empati, çocuğunuzun o anda ne yaşadığını tam olarak anlayabilmenizi ve bu sayede uygun tepkiler vermenizi sağlar. Onun her hissettiği duyguyu sizin de yaşamanız gerekmez. Sadece yukarıda bahsedildiği gibi onu dikkatle dinlemeniz ve yargılamamanız onu anlamanıza yeterli olacaktır.

Profesyonel yardım almak

Çocukların ergenlik döneminde yaşadıkları olumsuz deneyimler, onları uzun yıllar etkileyebilmektedir. Özellikle en yakınları olan ebeveynleriyle yaşayacakları olumsuz iletişimlerin etkisi ömür boyu sürer ve yetişkinlik dönemlerinde de hayatlarını etkilemeye devam eder. Eğer kendinizi çocuğunuzla sürekli kavga ederken, zıtlaşırken buluyorsanız, istemediğiniz halde evde sürekli bir çatışma ve gerginlik ortamı hakimse bu konuda destek almanız faydalı olabilir. Yukarıda bahsedilen olumsuz duygulara yol açmadan, onları uzman bir psikologdan yardım almaya ikna edebilirsiniz. Bunun için kullanacağınız cümleleri özenle seçmeniz gerek. Mümkünse baş başa olabileceğiniz bir ortam seçin. Hiçbir şeyden dolayı onu suçlamadan ve onu başkalarıyla ya da kendisinin geçmişteki haliyle kıyaslamadan konuşmanız, sizi dinlerken hevesinin kırılmasını engeller. Ona beraberce bir psikologa gitmey önerebilirsiniz. Bu açıklamanız, üzerinde baskı hissetmesini engellemeye yardımcı olur. Sizin de en az onun kadar bu konuda çaba sarf edeceğinizi duymak onu motive edebilir.

Şunu da unutmayın ki siz psikolog yardımı alma kararını vermeden önce, konu üzerinde düşünecek fırsatınız oldu. Ona da düşünmesi için zaman tanıyın. Bugün konuşup yarın hemen psikologa başvurmayı kabul etmesi için baskı yapmayın. Unutmayın ki böyle bir kararı uygulamadan önce kişinin tamamen hazır ve istekli olması gerekir. Zorla yaptırılan davranışlar içselleştirilmez ve ilişkilerin daha da bozulmasına çanak tutar.

Uzman Psikolog
Başak DALDA